Türkiye’de saat kültürünü odağına alan ilk festival olan ‘İstanbul Watch Festival’ Türk Saat Kulübü tarafından 10–11 Ekim 2026 tarihlerinde QNB Terminal Kadıköy’de gerçekleştirildi.

Türk Saat Kulübü tarafından düzenlenen festivalde 20’yi aşkın saat markası, koleksiyonerler, saat ustaları, sektör profesyonelleri ve saat meraklıları bir araya geldi. Somer Sivrioğlu, Serdar Oal, Burak Bayram, Doruk Çelebi, Mert Kalafat ve Eyüp Soyel’in katılımıyla gerçekleşen söyleşi ve atölyeler ise koleksiyonerlikten kadın saatlerinin hikayesine, dijital medyadan Türkiye saat sektörüne uzanan farklı içeriklerle iki gün boyunca saat dünyasının farklı yönlerini ziyaretçilere sundu.

Festival kapsamında Türkiye’de saat kültürü ilk kez kendine ait kapsamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Festivalin başlangıç tarihi olan 10 Ekim, dünyada saatçilik zanaatının kutlandığı gün olarak da bu buluşmaya ayrı bir anlam kattı. Tarihini, vitrinlerdeki saatlerin ibrelerinin geleneksel olarak 10.10’u göstermesinden alan bu gün, saat dünyasının yüz yılı aşkın süredir paylaştığı bir geleneği kutlamaya taşıdı.

Saatçilik mirasını görünür kılmak ve bu alanda giderek büyüyen topluluğu bir araya getirmek amacıyla kurulan Türk Saat Kulübü’nün etkinliği İstanbul Watch Festival, QNB Terminal Kadıköy Platform’da yaklaşık 1.000 metrekarelik alanda düzenlendi. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen festival, bu kültürü uzun süredir takip eden koleksiyonerlerin yanı sıra saat dünyasıyla yeni tanışan ziyaretçilere de farklı deneyimler sundu.

Macar sanatçı Tamás Fehér
İstanbul Watch Festival, saatçiliği ürün ve markaların yanı sıra zanaat, tasarım, mühendislik ve koleksiyon kültürü üzerinden ele aldı. Markaların deneyim alanlarında ziyaretçiler, mevcut koleksiyonları ve yeni modelleri yakından inceleme, farklı saatleri bileklerinde deneme fırsatı buldu. Saat tutkusu ile bilinen ünlü komedyen Cem Yılmaz, oyuncu Şevket Çoruh ve müzisyen Ferit Odman da festivali ziyaret ederek stantları gezdi ve sergilenen saatleri yakından inceledi.

Festivalin ilk gününde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Türk Saat Kulübü Kurucusu Korhan Kurt, İstanbul Watch Festival’in çıkış noktasını ve saat kültürüne katkı sunma hedefini şu sözlerle anlattı; “Türkiye’de saatlere duyulan ilginin arkasında paylaşılmayı bekleyen bir bilgi birikimi, ustalık ve çok sayıda kişisel hikaye var. İstanbul Watch Festival’i bu birikimi görünür kılmak ve saatlere ilgi duyan herkesi ortak bir buluşma alanında bir araya getirmek için hayata geçirdik. Ziyaretçilerin bir saatin mekanizmasını yakından tanıyabildiği, bir koleksiyonerin hikayesini dinleyebildiği ve farklı markaları keşfedebildiği bir program oluşturduk. Türkiye’de saat kültürünü odağına alan ilk festivali gerçekleştirmek, Türk Saat Kulübü olarak bizim için önemli bir başlangıç. Bu buluşmanın saat meraklıları arasında yeni bağlar kurmasını ve saat kültürünün daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunmasını hedefliyoruz.”

Korhan Kurt, Ecem Arıkan
İstanbul Watch Festival, iki gün boyunca saat severler için çeşitli atölyelere de ev sahipliği yaptı. Japon saatçiliğinin geçmişinden günümüze uzanan eğitimler, otomatik mekanizma atölyeleri ve saat ile stil ilişkisini ele alan çalışmaların yanı sıra ziyaretçilere saat dünyasını farklı yönlerini keşfetme imkanı sundu. Konyalı Saat sponsorluğundaki Baume & Mercier Baumatic mekanizma atölyeleri de programda yer aldı. Doruk Çelebi ve Burak Bayram’ın gerçekleştirdiği “Pop Horoquiz / Horobox” yarışması ise saat bilgisini eğlenceli bir buluşmaya dönüştürdü.

Doruk Çelebi, Serdar Oal, Burak Bayram
Festivalin ikinci gününde Mert Kalafat’ın Somer Sivrioğlu’nu ağırladığı “Bir Koleksiyonerin Hikayesi” söyleşisinde, saat koleksiyonculuğunu kişisel bir deneyim üzerinden ele alındı. İlk gün gerçekleştirilen “Kadın Saatlerinin Hikayesi” söyleşisinde ise Mert Kalafat, Gamze Aybar ve Duygu Özbaş bir araya geldi. Serdar Oal’ın özel konuk Sinem Sak ile gerçekleştirdiği “Lükse Yolculuk” söyleşisi de programda yerini aldı.

Tolga & Ecem & Mahmut Arıkan
Saat sektörünün değişen dinamikleri de festivalin gündemindeydi. Doruk Çelebi ve Burak Bayram, “Mikro, Butik ve Bağımsız Markaların Endüstrideki Yeri” söyleşisinde saat dünyasının farklı ölçeklerdeki oyuncularını anlattı. Serdar Oal ve Özge Dinç’in katıldığı “Dijital Medyanın Saat Dünyasındaki Yeri” söyleşisinde dijital yayıncılığın sektördeki rolü konuşuldu. Burak Bayram ve Mahmut Arıkan’ın buluştuğu “Konyalı Saat’in Perspektifinden Türkiye’de Saat Sektörü” oturumu ise yerel pazara odaklandı.

Mahmut Arıkan, Burak Bayram
Canlı zanaat ve kültür alanlarında saat bakım çalışmaları, otomatik mekanizma uygulamaları ve mikro indeks boyama gösterimleri, saatçiliğin hassasiyet ve ustalık gerektiren aşamalarını ziyaretçilere yakından tanıttı. Hipergerçekçi saat çizimleriyle tanınan Macar sanatçı Tamás Fehér’in iki gün boyunca gerçekleştirdiği canlı performanslar da saatçiliğin sanat ve estetikle kurduğu ilişkiyi görünür kıldı. http://turksaatkulubu.com












